6 Ocak 2014 Pazartesi

Yeşilime Dokunmayın Artık

Biz neden sevemedik şu güzelim yeşil rengini? Merak ediyorum hatalı olan kim? Kim bize yeşilin güzelliğini, temizliğini sevdirmeyi beceremedi? Ailelerimiz mi, okuldaki öğretmenlerimiz mi, çevremizdeki insanlar mı? Eğitim çocukluktan başlar, biz o dönemde nerede eksik kaldık da anlayamadık bu yeşil renginin gerekliliğini?


Dünyanın en güzel şehrinde yaşıyorum, ama etrafıma bakınca bir bakıyorum güzellikler yerine rant sevdasına ortaya çıkmış çirkin çirkin beton yığınlar. Bu mu yani şimdi dünyanın en güzel kenti? Ne yapmak lazım, yeşili bulmak için nereye gitmek lazım? Ankara mı; İstanbul'dan bile beter olmuş, nefes alacak küçücük bir göl başı kalmış.... Bodrum mu; anlatmaya bile gerek yok bence canım Bodrumun içler acısı halini.... Dağlara mı çıksak, ya da yaylalara mı gidip yerleşsek ne yapsak vallahi ben bilemedim. 

Buraya taşınırken (2010 yılında) özellikle yeşil olan bir yer bulmak istedik, hep hayalim camlarından ağaç görebileceğim bir dairede oturabilmekti. Bu şehirde orta halli bir aile için ancak Kadıköy çevresindeki semtlerde oturursan mümkün olabilecek hayallerden. Biz Suadiye'de oturuyoruz, burayı seçmemizin en büyük nedeni de her apartman bahçesinde koca koca ağaçların olması, kendi evimizdeki her camın önünde yemyeşil çam, yeni dünya, ıhlamur ve manolya ağaçlarının olmasıydı....

Peki şimdi durum ne biliyor musunuz? Bu deprem tehlikesi var, apartmanlar çürük çığırtkanlığı yapan insanların marifetiyle (ben gerçekten bu işte büyük bir rantın peşine düşüldüğüne ve bir çok binanın da bu uğurda feda edildiğine inanıyorum) bu bölge inşaat alanına döndü. Her sokakta en az 3 inşaat olan, bu inşaatı yapan firmaların temizliğe, gürültü kirliliğine, çevrede yaşayan insanlara saygıya falan aldırmadığı şantiye görünümlü berbat bir yere dönüştü. Ama daha beteri var; her apartmanın bahçesinde bulunan, 30-40 yıl sonunda göklere uzanmış olan o mis gibi yeşil ağaçlar acımasız kepçeler tarafından YIKILDI. Bakın büyük harfle yazdım çünkü sökülüp başka yere götürülmediler, ya da en azından adam gibi kesilip hak ettikleri saygıyı görmediler. Kepçeler geldi, inşaata ilk darbeyi indirmeden önce ağaçlara şöyle bir çakı verdiler. Bu darbeye hangi can dayanır, yıkılıverdi güzelim ağaçlar oldukları yerde.

Bizim oturduğumuz apartman da her an yıkım akıbetine kurban gidebilir, içim acıyor bahçedeki koskoca 6 ağaca, bunları da özlerini kırpmadan düşman belleyip kökünden parçalayacaklar eminim. Peki o zaman bu semtin o yemyeşil temiz havası ne olacak? Bağdat Caddesinin kendine has medeniyeti ne olacak?

Bugün aşağıda linkini verdiğim bir yazıyı okudum, şimdi de Polonezköy'e göz dikmiş bu utanmaz arlanmaz rant tutkunları. Bu demek oluyor ki İstanbul'un yeşil kalabilen Anadolu yakasındaki akciğerler yakın bir zamanda tarih olacak. Yazıktır günahtır, dokunmayın artık şu yeşilimize... Bırakın nefes alabilelim, bırakın deprem olduğunda kaçabileceğimiz açık bir alana sahip olalım da yaşama şansımız az da olsa kalsın. Umarım birileri bu hastalıklı zihniyete dur der ve umarım gelecek nesillere yeşil sevgisini biz doğru aktarabiliriz tabii çok geç kalmadıysak.

Sevgiler

Yasemin (Bartu'nun annesi)

http://www.emlakkulisi.com/24-ocaka-kadar-itiraz-edilmezse-polonezkoy-tabiat-parkina-imar-izni-verilecek/220194





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin