3 Ocak 2014 Cuma

6. Hastalık

Doğuma 1 ay kala doktorum; doğum sonrası uçağa bineceğim ve bebeğimin çok küçük olacağından dolayı benden grip aşısı yaptırmamı istemişti. Tabii benim gibi iğneden korkan ve hatta iğne olmamak için canlı canlı endoskopi  yaptırmış biri bu öneriye hiç sıcak bakmamış ve muayenehaneden son sürat kaçmıştı. Sonra sevgili Ayşe halacığım beyin yıkama seansı uygulayarak beni kolumdan tuttuğu gibi CVS'e (eczane) götürüp, zangır zangır titreyen koluma paşa paşa o iğneyi yaptırtmıştı.
İyi ki de büyük sözü dinlemişim bütün bir sene kar kış demeden sokaklarda oğlumla gezmeme rağmen ne ben ne Bartu en ufak bir hastalık bile geçirmedik. Bu duruma bağlı olarak da tabii ki ben Bartu'nun hiç ateşlendiğini ve rahatsızlandığını görmedim ta ki 13. ayımıza girdiğimiz o ilk haftaya kadar.

Benim minik meleğim pazar günü caddede dolaşırken bir sakinleşti, melül bakışlar atmaya başladı ve en sevdiği şey olan döneri yemeği reddetti. Bartucuğumun keyifsizliği hem beni hem de babasını o kadar üzdü ki uzatmadan eve dönmek istedik. Evde ateşi 37,5 çıkınca hemen müdahale etmektense 38,5'u beklemeye karar verdik. Bu rada küçük bir parantez açıyorum; bebeklerde yüksek ateş 38,5 sonrası kabul ediliyor. Henüz yeni yeni oluşan bünyesinin ateşle tanışması ve gerekli savunmayı yapabilmesi için bu sıcaklıktan önce ilaç verilmemesi doktorlar tarafından öneriliyor.

Fakat ateş hızla artmaya devam etti ve 39'u gördük. Bu durumda ateş düşürücü verme hakkımı kullandım ve doktorumuza mesaj atarak bilgi verdim. Allahım bu ne sakinlik bu ne rahatlık;" iyi yapmışsın bekleyelim" diye bir cevap. Takip eden 5 gün boyunca bekle bekle bir hal olduk, ateş düşüyor çocuk hareketleniyor, yorulunca hoop ateş gene tavan... doktoru arıyoruz "iyi gidiyor bekleyelim" diye cevap geliyor. Hayır iyi giden ne, neyi bekliyoruz? İçim şişiyor, davul gibi geriliyor ama cevap hep aynı "bekleyelim".

Hayret ve şaşkınlık içinde tam 5 gün boyunca doktorumuzun bu bekleme sevdasını anlamaya çalıştım. Üstelik eşim şehir dışında, büyük halam bende kalıyor, diğer halam da gündüz bize geliyor. Her ikisi de "bekleyelim" cevabını aldıkça çıldırıyor beni de bir güzel gazlıyorlar mı?.... Tam sabırıma artık hakim olamaz duruma gelmişken ve doktorumu sonsuza kadar değiştirme kararı almışken oğluşumun vücudunda kırmızı minik döküntüler beliriverdi. Bu döküntülerin hemen ardından da ateş düştü ve Bartu eski küçük canavar günlerine geri döndü. Böylece şu çok ünlü 6. hastalıkla da tanışmış olduk.

Demek ki neymiş? Evhamlı anne olmak zararlıymış, sabırlı olmak beklemek ve acele kararlar almamak yapılacak en doğru şeymiş. Demek ki neymiş? Doktorumuza inanmak ve güvenmek, arkasından atıp tutmamak gerekliymiş. Huzurunuzda sevgili doktorumuzdan, arkasından bol bol sayıp sövdüğüm için özür dilerim. (Ben de taze anneyim, ne yapayım yaşayarak öğreniyorum :))

Sevgiler
Yasemin (Bartu'nun annesi)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin