13 Ocak 2014 Pazartesi

Paça Çorbası Tarifi Barındırır, Okumadan Geçmeyin.

Daha önceki yazılarımdan da anlaşılabileceği üzere ben çok yaramaz bir çocuktum, duramazdım yerimde.... Oturuyor olsam da mutlaka vücudumun bir yeri hareket halinde olurdu, hiç bir şey yapamazsam parmaklarımı kımıldatır, hayali piyano çalardım. (8 senelik zorlu bir piyano maceram da olmuştur, bunu başka zaman yazacağım) Artık şimdiki hiper aktif çocuk sınıfına mı giriyordum yoksa başka psikolojik tanımlara mı uyuyordum bilemem ama tek bildiğim Bartu doğmadan önce her akşam bana benzememesi için dua ettiğimdir, o kadar fenaydı halim yani.


Henüz 2 yaşındayken, ağabeyimin (kuzenim olur) gazı ile tarzancılık oynamaya kalkışmıştım. Hatırladığım tek görüntü yataktan odanın öbür ucuna sağ salim ulaşmış olan benim üzerime doğru uçan ağabeyimdi. Sonuç sol bacak kırılmıştı. Şimdi içinizden hadi oradan nasıl hatırlarsın diyeceksiniz ama vallahi hatırlıyorum. Sanırım insanın içine işleyen olaylar hayal meyal de olsa hafızada kalıyor, kaldı ki bu içime işlemekle kalmamış kemiklerimi kırmış bir hadisedir :)

Sonrasında anaokulu zamanında, zavallı anneciğim henüz yeni doğum yapmış ve ağır bir loğusalık geçirdiği sırada sol kolumu bilekten kırıverdim. Kadıncağızı okuldan aradıklarında bir posta fenalık geçirmiş, bir de benim alçılı halimi görünce ikinci postaya da bizzat ben şahit oldum.

Sonra durmak yok yola devam deyip, 4. sınıfta paten kayarken (arkadaşımın yatak odasında halının üzerinde) tekrar sol kolumu aynı yerden kırdım. Annemle babam içeride yemek yedikleri için olayı haber vermeden 2-3 saat kadar bir süre sakladım ama sonra ağrılar dayanılmaz olunca paşa paşa yaramazlığımı bildirmek zorunda kaldık. Gece yarısı, annem ve babamın yan yana fenalaşmalarına bir kez daha şahit oldum böylece.

Daha bitmedi, gelelim 5. sınıfa; beden eğitimi dersinde koşu yarışında sınıftaki arkadaşlarıma hava atayım derken bitiş çizgisinde fren yapamadım ve 1 metre ilerideki duvara kaçınılmaz olarak yapıştım. Bu defa sol ve sağ kol bir arada gitti. Annem zaten hazır bekliyordu, her an fenalaşma modunda olduğundan bayılması kolay oldu.

Neyse gelelim asıl meseleye; özellikle çocuklarda yaşanan kırık vakalarında en iyi tedavi yönteminin paça çorbası olduğu, bu çorbanın içindeki kollajen adlı bir madde nedeni ile kemikleri ciddi biçimde güçlendirdiği biliniyor. Ama derseniz ki Yasemin annen sana bu çorbadan mı yaptı diye, bence hayır ya da isminden dolayı reddederim korkusundan sebze çorbası diye yutturdu.

Geçen hafta, ben her şeyi göze alıp sırf canım oğlum için komşumuz Zuhal Teyzenin tarifi ile paça çorbası yaptım, yaparken de düdüklüye düşman olduğumdan anam babam usulu tencere kullandım. Bence başarılı da oldum ve Bartucuk ayıla bayıla çorbayı höpürdetti. Aşağıya sizler için de tarifi yazıyorum, her çocuk bu besini hak ediyor, lütfen "ben iğrenirim, bakamam" deyip çocuklarınızı böyle bir şifadan mahrum bırakmayın.

Sevgiler,
Yasemin (Bartu'nun annesi)

TARİF:
4-5 adet temizlenmiş paça (tütsülenmiş)
1 adet ayva
1 adet elma
1 baş sarımsak
1 adet orta boy kuru soğan
Sirke
Un

Güvendiğiniz bir kasaptan aldığınız temizlenmiş paçaları iyice yıkayarak tuzlu suya yatırın ve 1 saate yakın bekletin.(Kadıköy tarafında iseniz Moda Kasabını kesinlikle tavsiye ederim)
Daha sonra tencereye; soyduğunuz ve dilimlediğiniz ayva ve elmaları, 1 baş sarımsağı ve 1 adet de orta boy kuru soğanı paçalarla beraber koyun.
Tencerenin ağzına kadar su ilave ettikten sonra önce kaynatın daha sonra da yaklaşık 2 ila 2,5 saat pişirin.
Piştiğini kemiklerin üzerindeki etlerin dağılmasından veya kürdan batırılabilmesinden anlayabilirsiniz.

Paçaların suyunu süzün ve çorbada sevdiğiniz yoğunluğa göre un ilave ederek hızlıca karıştırın. İstediğiniz kıvama geldiğinde tabağa koyun, üzerine sirke ve sarımsak ilave edip, ister için ister çocuğunuza içirin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin