16 Aralık 2013 Pazartesi

Meameaaaa



2005 yılında evlendiğimizde ben İstanbul'dan Ankara'ya giderken canım oğlum Dükü yanımda çeyiz olarak götürmüştüm. Artık 10 yaşında olan sevgili köpeğim bizimle 3 yılı aklınıza gelebilecek bin bir yaramazlığı yaparak dolu dolu yaşadı. Daha önceki yazılarımdan birinde de söylemiştim Dük bize hayvanların ne kadar masum olduklarını öğretti. Dük'ün hayatta olduğu zamanlardan bugüne, eşim ve ben evimizde kendimize hazırladığımız yemeklerden kalanları kapımızın veya camımızın önüne koymayı ve sokaktaki dostlarımızla paylaşmayı hiç ihmal etmedik.


Bu kimsesiz sokak hayvanları, ister kedi köpek olsun ister kuş, kış aylarında bir kap yemek, yaz aylarındaysa daha çok bir kap suya ihtiyaç duyuyorlar. Ne mutlu bize ki oturduğumuz semtteki komşularımız da bu duruma son derece duyarlı yaklaşan ve tüm hayvanlara mümkün olduğu kadar yardım elini uzatan kimseler.

Durum böyle olunca, geçen gün minik oğlum Bartu'ya her ne kadar henüz nedenini anlayamayacak olsa da ekmek parçalarını camın önüne koyduğumuzu göstermek istedim. Böylece hem zamanla bu hareketimin amacını kavrayabilir, hem kendi de bu şekilde bir alışkanlık kazanabilir hem de o çok sevdiği ve tüm gün cam önünde "de tada deee" diye çağırdığı kargaları görebilir diye düşündüm. Ben nerden bilebilirdim evde kıyametin kopacağını?

Sabah erkenden uyanıp kahvaltımızı yaptıktan sonra, ekmeklerin kalan kabuk kısımlarını suyla ıslattım ve oğlumu da alıp salondaki büyük camın yanına gittim. Bartu'yu kanepeye koyduktan sonra da camı açıp kenara elimdeki ekmek parçalarını bıraktım ve gel karga gel diye seslendim. Amacım Bartu'nun da dikkatini çekmekti ve başarılı da oldum. Ekmekleri camın dışında gören oğlum bir anda nasıl olduysa acıkıverdi ve başladı ekmekleri gösterip "meameaaaa" diye ağlamaya. Çocuğu tutabilene aşk olsun....

Oğlum diyorum bak sen az önce kahvaltı yaptın bir koca tabak omlet ve 1 koca dilim ekmek yedin. Suratıma bakıp "meameaaa" diyor. Peki diyorum seni mi üzeceğim, hemen içeriden bir dilim ekmek getirdim eline tutuşturdum. Yok mümkün değil camın önündekilere bakıp hala "meameaaa" diye ağlıyor. Aldım oğlumu içeride odasına götürdüm belki görmezse unutur diye ama annesine çekmiş hiç bir şey unutmuyor ki her fırsatta kaçıp salona kanepeye çıkıyor ve "meameaaa" diye ağlamaya devam ediyor.

Sonuç maalesef kargalar için üzücü oldu; ben mecburen ekmekleri içeri aldım, elimdeki ekmek parçalarını sanki onların içinden alıyormuşum gibi Bartu Efendiye verdim. Bizimki de afiyetle yedi. Kargalar da Bartu'nun uyumasın beklemek zorunda kaldılar....

Hepimiz yalnızca bir lokma bile olsa artan yemeğimizden kapının önüne koyarsak, bu soğuk kış günlerinde bir çok hayvanı aç kalmaktan kurtarabiliriz.....

Sevgiler

Yasemin (Bartu'nun annesi)


3 yorum:

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin