Onca zaman bekledikten sonra kavuştuğumuz biricik bebeklerimiz..... Hiç düşündünüz mü ne kadar muhtaçlar, ne kadar savunmasızlar bu hayata karşı diye? Veya hiç durup bir baktınız mı anneleri olmadan ne kadar anlamsız olduğuna hayatın onlar için? O ürkek ve şaşkın bakışlarının bize ne anlatmaya çalıştığını görebildiniz mi hiç? Annecim ben sensiz olamam diyen ağlamalarını anlayabildiniz mi?
Saf ve savunmasız minicik kalpler taşıyor bebeklerimiz, o kalplerinde tek aradıkları huzur içinde büyüyebilecekleri sıcacık bir dünya. Üstelik bu dünya onlara sadece bir adım uzaklıkta, annelerinin güvenli kolları arasında.
Çok kızıyorum bazı insanlara, alma bebeği her ağladığında alıştırma kendine diye diye bir hal oluyorlar. Asıl, "bırak ağlasın, ağlamak iyidir ciğerlerini açar" deyip, ufacık canları içeriki odalarda bir başına bırakan zalimleri ağlatasım geliyor içimden. Sormak istiyorum onlara; sen ne istiyorsun bu el kadarcık bebekten diye, sana ne yaptı da anne kokusuna hasret büyümesini hiç önemsemiyorsun diye. Tabii ki de annesine alışacak başka kime gitsin, başka kimden sevgi beklesin bu masum yavru? Hem dünyaya bir bebek getirmeye karar verirken biz değil miyiz tüm sevgimizi ona odaklayan?
Benim minicik meleğim doğduğunda, iç güdüsel olarak hemen oğlumu kucağıma almıştım. Hemşireler odaya gelip bu şekilde uyuman doğru olmaz ver bebeği yatıralım dediklerinde reddettim. Halamın da yardımıyla odadaki yatağımın sırt kısmını 60-70 dereceye yakın kaldırdım, sonra da hemşirelerden bulabildikleri bütün fazla yastıkları bana getirmelerini istedim. Gelen yastıkları kollarımın altına,bacaklarımın altına, kucağıma, oğlumun etrafına.... her yere yerleştirdim. Amacım benim uyuyup bebeğin üzerine düşmemi ve aynı zamanda da bebeğimin kollarımdan kayıp düşmesini engellemekti. Çok da başarılı oldum, hemşireler bile yataktaki yastıklar içinde halimi görünce itiraz etmeden oğlumu bana bıraktılar. (Çok sonra öğrendim ki Amerika'da bu şekilde davranan ve bebeğini çıplak göğsünde (memede değil) uyutan annelere hemşireler bir isim takmışlar. Ama maalesef ben bu ismi hatırlayamıyorum....)
Tam 6 ay boyunca gece gündüz hiç bıkmadan usanmadan meleğimi hep koynumda uyuttum, daima üzerimdeki kıyafetten bebeğimin bir boşluk bulup tenime temas etmesini sağladım. Onun için anne kokusunun ne kadar güven verici olduğunu ve büyümek için her şeyden çok bu kokuya muhtaç olduğunu daima kendime hatırlattım. Bunun en güzel kanıtı da çok erken aylardan itibaren kendi yatağında mışıl mışıl uyurken yanına koyduğum t-shirtüm oldu. Çünkü koymayı unuttuğum zamanlarda uykusu hep huzursuz ve sıkıntılıydı.
Şu anda oğlum neredeyse 14 aylık, artık zaten kendisi istemiyor benle yapışık uyumayı :) Anne ben büyüdüm kendim rahat ortamda uyumak istiyorum der gibi bakıyor gözümün içine. Evet bana çok bağlı, ama bu da kötü bir şey değil tam tersine annesiyle arasında olması gereken bağın doğru şekilde kurulduğunu dolayısıyla zekasının da doğru geliştiğini anlayabiliyorum ve çok mutlu oluyorum.
Anne ile bebeği birbirinden ayrı tutmaya çalışan, el kadar masum varlığı ağlamaya terk etmeyi doğru sanan zihniyeti şiddetle reddediyorum. Ve sevgili anneler, hatta babalar bu tip ısrarlarda bulunan kişileri bir süre çevrenizden uzak tutmanızı ve evladınızla aranıza girilmesine müsaade etmemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.
Her bebek annesinin mis gibi kokusunda uyumayı hak eder.
Sevgiler
Yasemin (Bartu'nun annesi)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkür ederim
Yasemin