Bugün ajandama yepyeni bir sayfa açarak bembeyaz kağıdın üzerine ilk paylaşımlarımı ekleme şansına sahip oldum. Bu benim için o kadar heyecanlı ki inanın günlerdir ilk ne yazacağımı, ilk neler söyleyeceğimi düşünüyorum.
Benim ajandam her annenin olduğu gibi tamamen minik oğlumun varlığıyla dolu. Günlük listelerin her bir satırında; uykusundan kahvaltısına, gezmesinden oyununa kadar kelime kelime oğlumu görebilirsiniz.
Zaten her annenin, ister dün doğum yapmış olsun ister evladı 50 yaşına gelmiş olsun hayatındaki en büyük odak noktası o hiç büyümeyen bebekleri değil midir?
Zaten her anne gün içinde ister işte olsun ister evde evladının yanı başında aslında her bir anı çocuğuyla beraber yaşamaz mı?
Zaten her anne arkadaşlarıyla, eşiyle dostuyla hep evladını konuşmaz mı?
Bu blogu hazırlarken aslında amacım içimden geçenleri, hissettiklerimi, duygularımı, günlük yaşanmışlıklarımı, endişelerimi bazen paylaşmak, bazen de benden daha tecrübeli olan annelere danışmaktı.
Bence annelik içimizde zaten yaşayan, bebeğimizi o ilk kucağımıza aldığımız andan itibaren ortaya çıkan ve ömrümüzün belki de sonuna kadar her gün daha da güçlenerek büyüyen bir yetenek. Ve yine bence bu yetenekle kazanılan tüm tecrübeler, yaşanan tüm sevinç veya üzüntüler paylaşılmalı.
Bugünden itibaren oğlumdan bana kalan boş zamanlarda blogum üzerinden çocuklarımızla ilgili önemli olduğunu düşündüğüm konuları, mutlaka bilinmesi gereken sağlık kurallarını (araştırarak öğrendiğim kadarıyla), merak ettiğim veya merak edilen başlıkları ve tabi ki kendi deneyimlerimi, maceralarımı paylaşıyor olacağım.
Umarım birçok kişi bana katılır ve bu blogu hep beraber yaşatırız.
Sevgiler,
Yasemin (Bartunun annesi)
blogunuz hayırlı olsun...
YanıtlaSil