Sene 1981, İstanbul'da her yeri kar kaplamış.... Biz o zamanlar Gayrettepe'de 2 tarafı yokuşla çevrili bir apartmanda oturuyoruz ve kar kış kıyametin ortasında evde misafirler var. İşte tam böyle bir ortamda başımıza gelen şeyi ben o gün 2 yaşında olmama rağmen hatırlıyorum...
Benim ailem hele ki babam çok pimpiriklidir, bugün bile yolda yürürken karşıdan bir bisikletli veya patenli gelse "aman Yasemin dikkat et çarpabilir" diye uyarır. Hep düşünürüm" ya ben gidip çarparsam bu bisikletliye acaba babam şoka girer mi" diye :) Ben konuyu dağıtmayayım...
Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla evde benim için her türlü güvenlik önlemi alınırdı hatta mümkün olduğu kadar da yalnız bırakılmazdım çünkü her an her şeyi yapabilirdim. İşte bu kış günü evdeki misafirlerden biri olan büyükbabam (80 yaşlarında) tansiyon ilaçlarını oturma odasındaki 4 katlı kütüphanenin en üstüne koymuş. Aslında adamcağız benim buraya tırmanmamın imkansız olduğunu düşünmüş olacak ama işte dedim ya ben her an her şeyi yapabilirdim.
Nasıl gördüm, nasıl cesaret ettim hiç bilmiyorum ama ilaçların bulunduğu ilaç kutusunu tırmanıp almışım ve yere oturup ilaçları bir güzel yiyivermişim. Yanlış bilmiyorsam annem durumu fark etmiş ve hemen doktoru aramış. Doktor 1 saat içinde hastahaneye götürülmem gerektiğini ve hayati riskim olduğunu söylemiş.
Ben annemle babamın panik halde beni giydirip hazırlayışlarını hatırlıyorum, bir de büyükbabamın üzüntüden nasıl kahrolduğunu. Sonuçta hastanede midemi yıkamışlar (bunu da dün gibi hatırlarım, mideme makarna soktular sanmıştım). Bir de doktor, annem hakkında yasal işlem başlatacağını belirtmiş çocuğa bakamadığına dair. Tabii büyükbabam tüm suçun kendisinde olduğunu söylemiş ama düşünün ailenin nasıl bir duruma düştüğünü.
Sonuçta ben yaşıyorum, annemin zamanında durumu fark etmesi ve hızlı bir şekilde olaya müdahale edilmesi hayatımı kurtarmış ama ya tam tersi bir durum olsaydı?
İlaçlar konusunda anne babaların mutlaka uygulaması gereken bir kural var. Malum, siz verin ya da vermeyin çocuklar için şeker vazgeçilmez tatlardan biridir ve genel olarak şekerler küçük boyutlarda olur. Bu nedenle çocuklar için ilaç ile şeker arasındaki farkı ayırdetmek çok zorlaşır. Bize düşen ise çocuklarımızın önünde asla ama asla ilaç kullanmamak. Örneğin başımız mı ağrıyor, ilacımızı çocuğumuz yanımızda yokken kullanacağız ve ola ki çocuk kutuyu gördü veya bir şekilde ulaştı, bu kutunun ona ait olmadığını ve istediği gibi oynayamayacağını kararlı bir ses tonuyla anlatacağız.
Ev kazaları dünyanın bir çok ülkesinde, çocuklardaki önlenebilir ölüm nedenlerinin başında geliyor. Bizlerin bu konudaki en büyük görevi evdeki her türlü tehlikeye karşı kesin önlemler almak. Ancak gördüğünüz gibi tek başına da yeterli olmuyor. Üstelik olası bir kaza anında da son derece soğuk kanlı kalıp seri hareket etmemiz hem çocuğumuz hem de bizim için çok daha sağlıklı sonuçlar doğuruyor.
Sevgiler
Yasemin (Bartu'nun annesi)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkür ederim
Yasemin