Biz her gün oğlumla Bağdat Caddesinde yürüyüşlere çıkıyoruz. Bunun hem oğluma hem de bana iyi geldiğini, ikimize de nefes almak için harika bir fırsat olduğuna inanıyorum. Gel gör ki aslında Bartu'ya iyi gelse de ben çoğu zaman çıldırıp, psikopatlaşma aşamasına geliyorum. Hatta bize eşlik eden arkadaşım Şebnem de aynı benim yaşadığım şaşkınlık ve sinir hallerine fazlasıyla katılıyor.
İnanış odur ki Kadıköy insanı okumuştur, eğitimlidir, elit tabakadır....vs Ne var ki benim yaşadığım bir çok örnek bu inanışın son derece boş olduğunu bana kanıtladı. Örneğin; yayaların yürümesi gereken kaldırıma arabasını çeken, ikaz edince de üzerimize yürüyen 1000 kg teyzeyi veya bizim gibi pusetli anneler ile engelli vatandaşların karşıdan karşıya geçmesi için kullanabilecekleri tek yer olan rampanın önüne koskoca arabasını park edip bizi görünce 5 dakika sonra çıkacağım biraz bekleyin diyen, kendisi için sıfat bile kullanamayacağım teyzeyi, ya da daracık ara sokak kaldırımlarında boş boş durup etrafı seyreden, izin isteyince de başka yer yok mu diye tersleyen anlamsız amcayı size örnek olarak verebilirim.
Ne yapmak lazım insanların birbirine karşı saygılı olması için, birbirinin hakkını yememesi için, kendilerinin karşısındakinin yerine koyarak düşünebilmesi için.... Eğitim şart diyeceğim ama bu eğitimi biz çocuklarımıza versek de karşılaşacakları eski nesiller aynı tutumu sergiledikten sonra neye yarar? Yazık, gerçekten bu kadar bencil ve bu kadar cahil insanlarla her gün cebelleşmekten ben kendi adıma çok yoruldum. İşin kötüsü de bunun bir sonunun olmaması ve her gün yeni bir tanesinin karşıma çıkacak olması.
Sevgiler,
Yasemin (Bartu'nun annesi)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkür ederim
Yasemin