6 Mart 2014 Perşembe

Kaçkar Zirve Tatili Bölüm 1 / Yaşasın Dağcı Oldum


Yıllarca yaz aylarında Bodrum, Çeşme sahillerine gidip günün 10 saatini plajlarda geçirdik, yandık, su topladık sonra yaralara yanık ilacı alıp hemen ardından yine bronzlaştırıcı sürdük..... Tek amacımız iş hayatının stresinden uzaklaşıp hiç bir şey yapmadan dinlenmek ve amaçsızca yatıp uyumaktı. Sonra 2011 yılının yazında bir dostumuzun tavsiyesiyle ağustos sıcağında Karadeniz Kaçkar Dağlarına tırmanmaya karar verdik. Hiç aklımıza "sen dağa nasıl tırmanacaksın, doğada çiçek böcek ne yapacaksın..." gibi sorular gelmedi, daha doğrusu geldiğinde de çok geçti.


Önce araştırdık ve bu işte bir numara olan Bukla Tur'dan Trans Kaçkar turunu satın aldık. (http://www.bukla.com/) Keşke Transın açıklamasını da okusaymışız :) Ben günde minimum 5 saat yürüyeceğimizi biliyordum da maksimum 17 saatle rekor kıracağımızdan haberdar değildim. Neyse, sonra uçağa atlayıp Trabzon'a oradan da minibüsle Rize Ayder Yaylasında bulunan otelimiz Bukla Oberj'e ulaştık. O nasıl bir manzara, nasıl bir doğa, nasıl temiz bir hava ve nasıl sıcacık bir otel ben size istesem de anlatamam. Zaten bence anlatmayayım siz gidin yerinde görün. Hele bir rehberimiz vardı, Koray, akıllara ziyan bir tip. Üzerine bir şalvar bir de ince t-shirt, ayak çıplak, saçlar uzun dağ tepe tırmanıyor ve hatta milletin çantasını da taşıyor...

Neyse birinci gün sanki 100 yıllık dağcıymış edasıyla Huser Yaylasına Tırmanışa geçtik, tabii daha otelden çıkıp 100 metre ilerlediğimizde grubun tamamı yere yığılmıştı. Yaklaşık 2,5 saatlik tımanış ve yine 2,5 saatlik inişin sonunda gruptaki bir isviçreli amca yere toplam 8 kere kapaklanmayla rekor kırmış, bir kısım katılımcı şoka girmiş ve bir kısım da dizleri kitlenmiş yolda bulduğu ağaç dallarından baston yaparak hasbelkader otele ulaşmıştı. Üstelik bu yürüyüş önümüzdeki 7 gün içinde yapacaklarımızın yanında çocuk oyuncağıydı bunu da hemen ertesi gün anladık.

Aslında size uzun uzun her günümüzü detaylı olarak anlatmak isterdim ama hem çok uzun olur hem de kimsenin bu kadar uzun bir yazıyı okuyacak vakti de yoktur. Bu nedenle ben size yarın Zirve tırmanışımızı anlatayım siz de dağcı olduğunu sanan tatilcileri neler bekliyor anlayın :)

Ama şunu hemen belirtmek istiyorum, hayatımda geçirdiğim en güzel, en eğlenceli, en zevkli ve en unutulmaz tatili gerçekleştirdik. Evet canımız çıktı, evet 50 kere düştük, evet bildiğimiz her türlü duayı okuduk ve evet eve döndüğümüzde dizlerimiz kitlendiğinden aylarca merdiven inip çıkamadık ama beynimiz, ruhumuz ve benliğimiz tamamen yenilenmiş olarak yüzleri gülen insanlara dönüştük. (Tabii bunu iş hayatı 1 haftada alıp götürdü :()

NOT: Fotoda gördükleriniz Naletleme Geçidine tırmanmaya çalışırken can çekişen ben ve sevgili arkadaşım Hayriye :)

Sevgiler,
Yasemin (Bartu'nun annesi)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin