7 Nisan 2014 Pazartesi

İnsanlığımız Nerede?


Hiç istemezdim sosyal medyanın gücünü bu şekilde anlamayı ve bu gücü doğru yanlış bir çok insanın farkında olmadan kullandığını.... Cuma günü biraz geç girebildim facebook ve twitter hesaplarıma çünkü ufak bir ev kazası sonrası hayli telaş ve endişe yaşadık. Neyse çok şükür her şeyin yolunda olduğunu öğrenip de derin bir nefes aldığımda ise bu defa da 3,5 yaşındaki Pamir'in kayıp olduğunu öğrendim ve bir kez daha yüreğim sıkıştı.


Uyumadım gece, uyuyamadım.... Elimde telefonum takip ettim sosyal medyada yazılanları, yorgunluktan uyuya kaldığımda bile saat başı kalkıp dualar ederek baktım yazılanlara. Gün doğduğunda açtım gözlerimi, iyi şeyler olacak diye içimden geçirip heyecanla yine baktım twitter'a ama beklenen hala gelmemişti. Beklenen yoktu da onun yerine beklenmeyenler vardı, istenmeyenler, görülmek duyulmak istenmeyenler....

Biz insanlığımızı nerede bıraktık düşündüm düşündüm ama bir sonuca varamadım. Suçlu kim, hatalı kim, bu kadar katı olmamıza, at gözlüğü takmamıza ne sebep oldu bulamadım. Neler neler okudum insanların yorumlarında, buradan asla yazmayacağım, yazarak sayfamı kirletmeyeceğim ne yazılar ne yorumlar.

Bahsi geçen insan daha 3,5 yaşında minicik bir bebek, annesinin babasının kuzusu... Dinini, ırkını, kültürünü, dostunu düşmanını bilemeyecek kadar küçük bir can.... Üzerinde yalnızca uyku tulumu olan, hepimizin ayakları çıplak üşüyecek diye içini titreten bir bebek.... Benim oğlum da aynı tulumlardan giyer gece yatarken, o yüzden tüm gece gelip gidip kontrol ettim oğlumu acaba Pamir bu tulumlarla sıcak kalabilir mi diye.... Bizlerin tek yürek olup, bu bebeğe bir sıfat, bir kimlik vermeden yalnızca kurtulması için, annesinin kollarında ısınması için dua etmemiz gerekmez miydi? Peki biz nerede bıraktık insanlığımızı da Alevi dedik, Kemalist dedik, o biçim dedik, bu biçim dedik? Alevi ise ne olacak, kürt ise ne olacak, Kemalist ise ne olacak, dinci ise ne olacak? Bu çocuk bu sıfatların hiç birini taşıyamaz ki daha çok küçük.....

Cumartesi günü öğle saatlerinde dışarıdaydım, kardeşim bana mesaj atmış "Ay Yase üzülme ama Pamir'i ölü bulmuşlar, içim çok acıyor diye" Öyle bir çığlık atmışım ki yanımdakiler korktu bana bir şey oldu diye. Ben bir anne olarak yıkılırken benim kardeşim içinin acıdığını hissediyordu. Peki o mesajları yazan, o ahlaksızca yorumları yapan mahluklar sizler hiç utanmadınız mı? Hiç ezilmediniz mi zavallılığınızın altında? Ellerim kırılaydı da o mesajları yazmayaydım demediniz mi? Benim de bebeğim var, kardeşim var, dostum var demediniz mi? Benim de yakınımın başına gelebilirdi, Allah anaya babaya ve hatta tanıyan tanımayan ama kenetlenen tüm insanlara sabır versin demediniz mi? Hayır hiç birini yapamazsınız çünkü siz insanlığınızı bir yerde bırakmışsınız ve artık bulamazsınız.

Yazık, çok ama çok yazık..... Günlerce kapalı kalan twitter'ı tekrar açıldığı ilk günlerde; bilmeyen, okumayan, kendini yetiştiremeyen, laf olsun diye yaşayan ve bizlerin üzerinde sadece yük oluşturan varlıkların da kullandığını görmekten ben utandım. Evet sosyal medya büyük bir güçmüş ve maalesef doğru kullananı olduğu gibi kullanamayanı, rezil ve ahlaksız amaçları için kullananları da varmış.

Daha sayfalarca yazabilirim ama kelimelerimi dikkatli seçmek adına burada bırakıyorum. Yalnızca şunu söylemek istiyorum; Pamir'in gidişiyle biz annelerin bilmem kaçıncı defa içindeki çocuktan bir parça öldü. Yeter artık daha fazla can boşa gitmesin, daha fazla yürek yanmasın, insan hayatına gereken değeri artık verelim. Bunun için de insan olalım....

Sevgiler,
Yasemin (Bartu'nun annesi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin