28 Nisan 2014 Pazartesi

Anne-Bebek-Aşı İlişkisi


1 haftalık kısa bir tatilin ardından herkese merhaba. Aslında tatillerde yazı yazıp paylaşmaya dikkat ederdim ancak geçen hafta Bartu Bey açısından o kadar yoğun geçti ki ben de bu durumdan nasibimi aldım :) Ayağımızın tozuyla istanbul'a döner dönmez, bu güzel ve eğlenceli tatilin ardından sıra 18 ay aşısına geldi ve kaçınılmaz olarak bu sabah Aile Sağlığı Merkezinin yoluna düştük.

Ben prensip edindim, Bartu'nun hoşuna gidecek veya gitmeyecek ne olursa olsun mutlaka konuşup durumu O'na anlatıyorum. Sabah evden çıkmadan önce, aşı olacağını, biraz canının yanabileceğini ama hemen geçeceğini anlattım. Bence durumu kesin anladı çünkü anında huysuz Bartu suratını takını verdi. 

Bir blokta okumuştum, bebeklerin aşı sırasında rahatlamaları için kulaklarına eğilip uğultulu bir ses yapmanın iyi olabileceğini. Ancak bu tabii ki benim oğlum için geçerli değil, hatta oyuncak verin, takla atın, telefon verin fark etmez.... Eh haklı çocuk, ben de hatırlıyorum; çocukken aşı yapılacağını duyduğum ya da anladığım anda tüylerim diken diken olurdu. Hatta aşı sonrası doktorum Rana Beşe ve annemle çekilmiş bir fotoğrafım da vardır. Ağlamaktan suratım mosmor, ağzım 32 dişimi görebileceğiniz kadar açık, saç baş dağılmış. Hala da iğneden nefret ederim, eh bu durumda küçücük bebeğimin ağlamasını da hiç yadırgamıyorum.

Ancak diğer taraftan o iğne garibimin koluna batarken aynı acıyı hem kolumda hem beynimde hem de kalbimde benim yaşamam bence daha da fena. Yavrum iğneden sonra ağlamayı kesip de bana sarılınca hele..... kendi ellerimle aşıya getirdiğim için suçlu hissetmek var ya...... (Yanlış anlamayın aşı şart asla inkar etmem de, canımın parçasının öyle ağlaması da vallahi yüreğimi yakıyor.)

Tüm anneler hatta babalar için ne kadar zor bir durum değil mi, iyiliği için evladınızın canının yanmasına izin vermek. Bu duruma tanık olurken de için için yanmak.... 

Sevgiler,
Yasemin (Bartu'nun annesi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkür ederim

Yasemin